İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Tunnel Vision: İş Dünyasında Çevresel Bakış Açısının Körelişi

Herkesin zaman zaman iş hayatında, eğitim odaklı çalışmalarında veya en basitinden günlük hayatındaki bir probleme çözüm getirmeye çalışırken çıkmaza girip çevresindeki insanlardan tavsiye aldığı olmuştur. Üzerine uzun süre düşünülen ve buna rağmen bizi her seferinde bir çıkmaza sokan sorunlar da cabası… Böyle durumlarda dışarıdan bir bakışın ve önerinin aslında ne kadar yararlı olduğu hepimizi şaşırtmış olabilir. ‘Tunnel vision’ adı verilen bu hedefe yoğunlaşma ve yaratıcı düşünememe süreci aslında hepimizin yaşayabileceği bir psikolojik durum.

‘Tunnel vision’ bir soruna karşı aranan çözümleri bulma doğrultusunda yaşanan yaratıcı düşünme eksikliği, “tek odaklı bakış açısı” olarak İngilizceden hayatlarımıza giren bir terim. Günlük hayatımızda da karşımıza çıkan ve belki de fark etmeden içinde bulunduğumuz bu iş dünyası fenomenine gelin daha yakından bakalım…

İlk olarak Yunan tragedyalarında karşımıza çıkan bu konu o dönemlerde bir kahramanın kibirine yenik düşerek önünü göremediği aksiyonları alması sonucu ‘yüksekten düşmesi’, halkın öngörebildiği fakat kendisinin hüsrana uğradığı sonuçlar alması olarak literatüre geçmiştir. Günümüze uyarlandığında kelime anlamı itibariyle de bir tünel içinde sadece tek ışığa, tek bir sonuca odaklanarak çözüm üretme çabasının başarısız olması ve yetersiz kalması olarak tanımlanabilir. İş dünyasında ise özellikle şirket yönetimi ve grup çalışmalarında yöneticilerin veya çalışanların hızlı karar verme zorunlulukları itibariyle kompleks ve dinamik çalışma koşulları altında aldıkları kararlarda bu etkiyi görebiliyoruz.  

Bu noktada akademisyenler tarafından yapılan karar alma çalışmalarının stabil ve düzenli bir çevrede klasik modellemesine bakılırsa; tam ve kusursuz bilgi alışverişi, çözüm aranan sorunun kesinliğinin sağlanması, kriterlerin kusursuz şekilde işlenmesi ve yapıcı alternatif çıkış yollarının sorunun çözümü için tanımlanması basamakları ile çözüme ulaşılabilir. 

‘Tom Borg Consulting’ isimli bir danışmanlık şirketi sahibi olan köşe yazarı Tom Borg, ‘tunnel vision’ kavramı çerçevesinde daha önce çalıştığı bir şirketteki deneyimlerini ve bu kavramın şirketlere olan negatif getirilerini açık görüşlülüğün yerle bir edilmesi ile açıklıyor. Her geçen gün gelişmeye devam eden ve yeniliklere açık hale gelen çeşitli sektörler için devamlılığın en önemli unsuru yöneticilerin açık görüşlü ve girişimci olması. Bu durumda dış etkenlere ve çeşitli görüşlere duyarlı hale gelmek, yenilikleri yakalamak ve yönetimde çözüm önerilerine bağlı tüm olasılıkları değerlendirmek bir şirketin çalışanları için konfor ve çalışma alanına güven sağlamakla birlikte başarılı sonuçlara ulaşma olasılıklarını da arttırıyor.  

Sürekli değişime maruz kalan marketlerde, teknoloji bazlı üretim endüstrilerinde ve birbirleri ile iç içe çalışan sektörlerde ise ‘tunnel vision’ etkisini gözlemlemek daha mümkün. Bu gibi kolektif olarak yürütülen işlerde önümüze çıkan bir diğer kavram ise sosyal psikolog Irving Janis tarafından ortaya atılan ‘groupthink’ kavramı. ‘Tunnel vision’ ile doğrudan bağlantılı olan bu kavramın etkilerini yine kalabalık grupların karar alma sürecinde gözlemleyebiliyoruz. Bireyselliğin bir kenara bırakılarak grupların oy birliği ile aldıkları aksiyonları tam gaz desteklemeleri, farklı görüşlere açık olmamaları ve bir grup olarak değişen çevreye adaptasyonlarının daha zor olması insanları tek amaçları tünelin sonundaki ışığa ulaşmak olan bir grup yönetici veya çalışan haline getiriyor. 

İş yerlerinde bu gibi durumları önlemek için yapılması gerekilen belli başlı şey ise öncelikle yeniliklere açık olmak. Teknoloji ve sosyal medya kullanımlarının önemi hepimiz için olduğu gibi şirketlerin de güncelliği yakalaması için öncelikler arasında. Çalışanların efektif olarak üretimlerini arttırmak da ancak bu koşulların sağlanması ile elde edilebilir konumda bulunuyor. Bu noktada grup çalışmalarındaki etkin alan ve beraber karar alma mekanizması her ne kadar şirketlerin bel kemiği sayılsa da ‘groupthink’ kolektif üretimler için gözlemlenmesi ve gerekirse müdahale edilmesi gerekilen bir engel oluşturuyor. ‘Büyük resmi’ görmek, ulaşılması istenilen tüketici kitlesini her adımda göz önünde bulundurmak ve şirket çalışanlarının yaratım sürecini bir kısıtlamaya maruz bırakmadan devam ettirmelerini sağlamak şirketler için unutulmaması gereken adımlar arasında.

İş dünyası için de sonuca ulaşmak her ne kadar en önemli unsur olsa da buna erişimin stratejik olarak en makul ve üzerine düşünülmüş yollarla yapılıyor olması kuşkusuzu sonuca da pozitif bir etki sağlamakta. Bu sebeple her alanda bir engel olmadan duraksayarak çözüm yollarını gözden geçirmek ve tavsiyelere açık olmak önümüzü açabilecek bir yöntem sayılabilir.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir