İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ramazan Kolinizde Bu Yıl Kitap Da Olsun!

Kim demiş Ramazan kolisinde kitap olmaz diye? Bedeni dinlendirip daha sağlıklı bir hale getirirken neden aynısını zihnimiz için yapmayalım? Koronavirüs sebebiyle evde kaldığımız bu süreçte, vakti en verimli şekilde değerlendirmenin yolu her zamanki gibi kitaplardan geçiyor. Üstelik okumak her zaman yorucu bir faaliyet değildir, doğru kitaplar hem zihninizi dinlendirmenizi hem de kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacaktır. Siz de bizimle aynı fikirdeyseniz, Ramazan kolinize eklemek için önerdiğimiz kitapları incelemenizi tavsiye ederiz. Daha fazla seçenek için humanistkitap.com‘un tüm kategorilerinde dilediğiniz gibi gezinebilirsiniz. 

 Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828-1910): Anna Karenina, Savaş ve Barış, Kreutzer Sonat ve Diriliş’in büyük yazarı, yaşamının son otuz yılında kendini insan, aile, din, devlet, toplum, özgürlük, boyun eğme, başkaldırma, sanat ve estetik konularında kuramsal çalışmalara verdi. Bu dönemde yazdığı öykülerde yıllarca üzerinde düşündüğü insanlık sorunlarını edebi bir kurgu içinde ele aldı. Tolstoy, insan sevgisi ve inanç konularını ustalığının bütün inceliğiyle işlerken, “İnsan Neyle Yaşar?” ile gerçek hayatı yansıtan tabloların içinde yeni bir ahlak anlayışını ortaya koydu.  

 Dünya, nüfusunun yarısından fazlasının ev olarak benimsediği sanal bir aile ve üstelik daha her şeyin başındayız. Daha alacağımız çok yolumuz var. Dünya artık son sürat ilerleyen bir ekspres tren hızıyla gelişiyor. Ve son istasyondan çıkalı çok uzun zaman oldu. Artık dünya nüfusunun yarısından daha azı kırsal alanlarda ikamet ediyor. Şehirler insanlığın neredeyse doğal yaşam alanı hâline gelmiş durumda. Ve öyle görünüyor ki, kırsal alandan şehre göç bu son sürat ilerleyen ekspres trende karşımıza çıkacak tek olgu değil. Şehirler yaşantılarımızı her zamankinden daha hızlı bir şekilde değiştiriyor. Rekabet. Yeni bilgiye duyulan o iflah olmaz ihtiyaç. Bu şartlar altında hem eski yaşam şekillerimiz hem yaşamlarımızı düzenlemek için bir zamanlar kullandığımız yöntemler artık yenilerine yer açmak zorunda. Bilgi ve uzayan hayat süreleri kadınları daha da ön plana çıkarırken, şehirlerimiz artık “dişileşiyor.” Şehir hem yaşam alanımız hem yaşamımızı şekillendiren bir güç ve binmiş olduğumuz trenin adı da: Kent Ekspres

İnsanlıkta milyonlarca yıl önce gelişen “yüz tanıma sistemi” ırkçılığın temeli mi? Taş aletler bulmanın insan hayatındaki ilk sonucu ne oldu? Hayatta bütün sorunların kaynağı “beslenme” olabilir mi? Okul neyi öğretir, neyi unutturur? İnsan makinesi nasıl çalışır, nasıl kullanılır? Zehirli kişilik ve zehirli işyeri nedir?

Dr. Alp Sirman, çağımızda insan yaşamına ilişkin en temel hataların, yani “insanlık sendromunun” nedenlerini arıyor. İşyeri başta olmak üzere tüm yaşam alanlarımızdaki köklü sorunların yanıtlarını bulmak için bazen on yıl geriye, bazen de hiç üşenmeden iki milyon yol öncesine gidiyor!Günlük hayatımıza ilişkin temel hataları, bilimsel gerçekleri esprili ve samimi bir dille aktaran bu kitap, bir “hayat rehberi” olarak da sizi şaşırtacak. 

 Kendinizi kaygı, suçluluk, kötümserlik, erteleme, düşük benlik saygısı ve depresyonun diğer dipsiz kuyularında ilaçsız kurtarabilirsiniz. İyi Hissetmek’te, psikiyatrist David Burns duygularınızı harekete geçirecek ve hayata daha olumlu bakmanızı sağlayacak, bilimsel olarak test edilmiş teknikler sunuyor.
Duygu durumunuzdaki dalgalanmaların nedenini anlayın. Olumsuz fikirleri kafanızdan silip atın. Suçluluk duygunuzla başa çıkın. Sevgi ve onay bağımlılığınızın üstesinden gelin. Özgüveninizi artırın. “Hiçbir şey yapmamak” ile baş edin. Depresyonun acı veren girdabından kurtulun. 

 İnsan etki alanını genişlettikçe, doğanın ve doğadaki canlıların yaşam alanı daraldı. Hatta yok olmakla karşı karşıya… Ekosistem bozuluyor, karbon-oksijen dengemizi ayarlayan ormanlar yok oluyor, denizler kirleniyor, atmosfer deliniyor, iklim değişiyor…


Bu tahribatın farkına varan şirketler, sürdürülebilir, yeni ve zararsız teknolojiler bulmanın arayışında. Peki, ilham kaynakları ne olacak? Tabii ki doğa. Şirketler, doğaya zarar vermeden onu işlemeyi, temiz teknolojiler yaratmayı amaçlıyor. Şafak Altun, Doğanın İnovasyonu’nda kendi tabiriyle “bilim muhabirliği”ne soyunuyor. Yazarın kitaptaki amacı, girişimcilere esinlenebilecekleri fikirler sunarak ekonominin ve toplumun işine yarayabilecek inovasyonlar yaratmak. 


İnsanoğlu, çok geç olmadan doğayla barışıp kendini doğanın akışa bırakması gerektiğinin farkına varmalı. Şafak Altun, Doğanın İnovasyonu’nda okuyucuyu doğanın akışına ve akışın yarattığı şaheserlere tanıklık etmeye davet ediyor. Kitapta, doğanın mühendisleriyle tanışacak ve bu mühendislerin hayatın dehasını nasıl oluşturduklarına şahit olacaksınız. 

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir