İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Meraklısı İçin Hukuk Terimleri Sözlüğü

Nasıl tıp alanına Latince hakim ise hukukçular da söz konusu iş olduğunda kendilerine özgü bir dilde konuşuyor. Öğrenmesi çok mu zor, meraklısına hiç değil. Bir kere duyunca hatırlanacak cinsten olmasalar da hukukçu biriyle girdiğiniz ortamda bilmeniz halinde şok etkisi yaratabilirsiniz. Maalesef fail, mağdur, beraat gibi kavramlar zaten Türkiye’de ana haber kanallarında sürekli duyduğumuz kelimeler. Aşağıda anlamlarını yazdığım kelimeler ise bir hukuk öğrencisinin bile derste öğrendiklerinden olacak.

Alfabetik sırayla gidelim, biraz da örneklendirelim ki aklınızda daha rahat kalsın ne dersiniz?

  • Aleniyet: Açıklık demek. Mesela ceza davalarında iki safha vardır; biri soruşturma biri de kovuşturma. Soruşturmada savcı delilleri topluyor, araştırma yapıyor (Amerikan dizilerinde gördüğünüz gibi havalı bir şey de değil maalesef.) işte bu safhada gerçekleşen her şey gizli tutulur. Neden? Çünkü suçu kanıtlanana kadar herkes masumdur. Ama kovuşturma yani failin yakalanıp yargılanması kısmında ise aleniyet ilkesi hakim, yani kovuşturma dediğimiz yargılanma aşaması kamuya (halka) açık olmalıdır.
  • Ahde vefa: Tarkan’ın müzik albümü olan değil maalesef. Buyrun Latince versiyonu (+1 puan) : ‘pacta sunt servanda’. Söze, sözleşmeye bağlılık demek. Yani bir sözleşmenin yapıldığı andaki şartların her koşulda devamını ve sözleşme taraflarının görevlerini yerine getirmesini sağlıyor.
  • Amme : Kamu demek. Amme hizmeti de kamu hizmeti demek devlet tarafından sunulan hizmetlerdir.  
  • Ayni hak : Bir eşya üzerindeki mutlak haklar yani o eve, arabaya, arsaya sahip olan kişinin herkese karşı “Bu benim malım.” diyebilmesini sağlayan mutlak sahiplik.
  • Bilâ-sebeb : Bilâ ile başlayan bir sürü terim var aslında, bilâ ‘…siz’ demek bilâ-sebeb de sebepsiz oluyor. 
  • Butlan: Hukuki işlemin hiç olmamış sayılması, yok sayılması demek. Butlanın kendi içinde çeşitleri var aslında ma kısaca şöyle gerçekleştirdiğiniz eylem kanunda açıkça sayılmış emredici kurallara, genel ahlaka veya kamu düzenine aykırı ise hukukun önünde “butlan” yani hiç olmamış niteliğindedir. 
  • Cebrî : Zor kullanarak yaptırılan; cebri icra da kendi isteğiyle borcunu ödemeyenlerin devlet zoruyla yani icra daireleri zoruyla borcunu ödemesini sağlamak demek.
  • Celpname : Mahkeme tarafından yapılan çağrı, davalıya davacıya tanığa yani bir davaya müdahil olanların mahkeme tarafından çağırılma usulü.
  • Def’aten : Yapılan ödemelerin yazılı olarak ispatlanmasında faydalı bir cümle “borcumu nakden ve def’aten ödedim.” yani borcumu nakit ve bir defada ödedim.
  • Edim/Eda : Yapılan bir sözleşme, borç ilişkisi nedeniyle tarafların yapmakla sorumlu olduğu görev, davranış veya ödeme.
  • Ferâgat : Vazgeçme. Mesela bir davada verilen karara karşı kararın yerine incelenmesi için üst mahkemeye başvurabilecekken bu hakkınızdan feragat ederek verilen kararın hızlıca kesinleşmesini sağlayabilirsiniz.
  • Gabin : Sözleşmede taraflar arasında açık bir fayda uçurumu olması yani haksız faydalanmak, sömürmek.
  • Gaip: Nerede olduğu bilinmeyen, yok olduğu farz edilen kişi. Yurtdışında olan veya mahkemeye, ifadeye getirilemeyen/getirilmesi uygun olmayan kişiler için de kullanılır.
  • Halel : Bozmak, zarar vermek. Halel getirmek olarak da kullanılır mesela “öğrencilik haklarıma halel gelmeyecekse bugün sınıfta bağırarak şarkı söyleyeceğim!” 
  • Hüsnüniyet : Bunu ilk duyduğumda ben de “Hüsnü’yle ne alakası var matmazel?” demiştim ama iyi niyet demekmiş. Hüsnü’lere hukukta torpil geçmişler.
  • İcazet : İzin vermek, hukukçu kızlar böyle izin alıyor : “Babacığım icazet verirseniz bu akşam Mervelerde kalacağım.”
  • İlliyet bağı : Hukukçuların göbek bağı gibi neredeyse her alanın sınavında bir kere bile olsa kullanılır. Nedensellik bağı denir yani ortaya çıkan bir olayla sonuç arasındaki mantıklı bağlantı. 
  • İstihkak : Hak iddia etmek. Mesela ablanızın tişörtünü iki hafta önce çaktırmadan dolabından aldınız, aynı bedeni de giyiyorsunuz şansınıza! Ablanıza “ama bu tişört senin değil ki benim!” deme hakkı.
  • İstinabe: Mahkemenin bulunduğu çevrede yaşamayan, bulunmayan fakat mahkemece dinlenmesi gereken kişinin, yargılayan mahkemenin talebi ile oturduğu yer mahkemesince dinlenmesi prosedürü.
  • İzale-i şüyuu : Baya tuhaf kelime. Ortaklığın giderilmesi demek biraz uzun bir konu ama onu da sonra konuşalım. Mecburi olarak ortak olduğunuz birileri var diyelim, Allah korusun anne-babanız vefat etti kalan mallara kardeşlerinizle ortak mirasçı oluyorsunuz işte o ortaklığın giderilmesi izale-i şüyuu davası ile oluyor.
  • Kârine : İpucu, delil. Bilinmeyenden bir ihtimal çıkartmak.
  • Karz : Ödünç, karz akdi de ödünç anlaşması demek.
  • Mahcur : Hukuki anlamda kısıtlı ve vesayet altındaki kişi. Akıl hastaları, akıl zayıflığı olanlar kısıtlı kişilere örnek verilebilir.
  • Muaccel : Zamanı gelmiş olan, ay sonunda kredi kartı borcunuzun ödenme vakti geldiğinde hukuken borcunuz muaccel hale gelmiş olur.
  • Mücbir : Zorlayıcı, zorlayan demek şuanda Covid-19 nedeniyle birçok sözleşmenin mücbir sebep sayesinde fesh edildiğini (sona ermek) duyabilirsiniz. Hukukta mücbir sebepler tarafların öngöremediği, engelleyemediği olaylar tanımlanabilir. Yani salgınlar, doğal afetler, ambargolar, büyük ekonomik krizler…
  • Mütalaa: Görüş demek, bu ceza davalarında savcı tarafından verilir şunu duyabilirsiniz “Savcının mütalaası bekleniyor” ya da bir avukata, alanında uzman birine bir şey danıştığınızda konuyla alakalı size “uzman mütalaası”, “hukuki mütalaa” sunar.
  • Rücu : Geri dönme, bir ödeme yapan kişinin bu bedeli aslında ödemeyi yapmakla sorumlu olan kişiden istemesi. Mesela bir trafik kazasında kaza masraflarını sigorta şirketiniz öder ama ileride kazadaki ağır kusurunuz var ise masrafları sizden rücu edebilir.
  • Sübut bulmak: Bir durumun kesinliğinin kanıtlanmış olması, bir belgeyle ya da delille olabilir ya da gerçekliği herhangi bir nedenden açık ve kesindir.
  • Tadil : Tadilatın kısa versiyonu, değiştirmek demek. “Sözleşme maddeleri bir avukat tarafından gereğine uygun olacak şekilde her zaman tadil edilebilir.
  • Tebellüğ: Tebliği imza karşılığı almak. Mesela size mahkemeden, noterden vs. bir belge geldi diyelim, siz belgeyi teslim alıp (tebliğ etmek) imzanızı attığınızda belgeyi tebellüğ etmiş oluyorsunuz. 
  • Tefhim : Mahkeme esnasında hakim tarafından verilen kararın duruşmada bulunan tarafların yüzüne karşı okunması.
  • UYAP (Ulusal Yargı Ağı Projesi): Bütün adli işlemlerin elektronik ortamda yapılmasını sağlayan proje; bu projenin ardından ulusal yargı ağına verilen kısa isim. Günümüzde her avukat, savcı, hakim, katip yani aklınıza gelebilecek tüm adli personel bu uygulama üzerinden işlerini yürütüyor diyebiliriz.
  • Vedia : Saklama, muhafaza etme. 
  • Velayet : Ebeveynlerin yasal olarak reşit olmamış çocukları üzerindeki yetkisi.
  • Vesayet : Velayet ve vesayet çok karıştırılan kavramlar, vesayet de yine küçüklerin ve yukarıda bahsettiğimiz kısıtlıların haklarının korunması için kabul edilen bir kurum. Vesayet bir makam bu kişilerin denetimini sağlayan da vasi oluyor ve bu vasi tayini davasıyla belirleniyor.
  • Yediemin : Neden bir, iki, üç değil yedi onu bilmiyorum ama anlaşmazlık meselesi haline gelen malın ya da haciz ile el konulan malı saklayan ve idaresini elinde tutan kişi/yer, bu bir depo da olabilir borçlu kişinin eşi de olabiliyor. Yani hacizli mallarınız varsa malları geri almak için yediemine gidip oradan teslim almanız gerekir.
  • Zamanaşımı : Kanunla belirlenen ve belirli şartlar halinde geçen, bir hakkın kazanılmasını veya kaybedilmesini veya bir sorumluluktan kurtulmayı sağlayan süre. Mesela Borçlar Hukuku’nda genel zamanaşımı 10 yıl, olağanüstü zamanaşımı 20 yıldır. Diyelim ki sahipsiz bir malı 20 yıl elinizde bulundurdunuz kimse de sahip çıkmadı 21. yıl asıl sahibi gelip bu benim derse zamanaşımını ileri sürerek malın gerçek sahibi oluyorsunuz.
  • Zilyet(lik) : Bir malı fiili olarak bünyesinde tutma hali ve o malı elinde tutan kişiye de zilyet diyoruz. Malik malın asıl sahibi, hak sahibi iken zilyet her zaman malik demek değildir. Mesela tatile giderken çiçeklerinizi sulaması için komşunuza veriyorsunuz, çiçeklerin siz yokken zilyeti komşunuz ama çiçeklerin asıl sahibi yani maliki hala sizsiniz!

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir