İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kültür Çıkmazı Çevrimiçi Toplantılar

Gündelik hayat pratikleri içinde somut örneklerle kendini gösteren kültür, kolay kolay açıklayamadığımız, işin içinden de bir türlü çıkamadığımız bir kavram olarak yüzyıllardır karşımızda. Kültürün ne derece mantıksal ya da bağımsız bir yapı henüz çözebilmiş değiliz. 1Ancak kültür belli birikimleri temsil etmesi yönüyle bir o kadar da önemli. Yaşadığımız süreç nasıl belirli kelimeleri lügatımıza eklediyse bazı davranış alışkanlıklarını da beraberinde getirdi. Bu yönüyle parçası olduğumuz kültürleri de bir ölçüde dijital ortama taşımış olduk. Özellikle çevrimiçi toplantılarda kendini gösteren bu farklılıkları sosyolog Geert Hofstede’nin ortaya atığı güç mesafesi kavramından yararlanarak açıklamak da fayda var.

Bunlardan birincisi, yüksek güç mesafesi kültürleri dediğimiz hiyerarşik ilişkilerinin çok daha belirgin olduğu, tartışma ortamında kapalılığının esas olduğu, söz sahipliğinin etiketlere ve otorite figürüne bağlı olduğu bir yapı. Otorite figürü, iş hayatında yönetici, aile içinde ebeveyn- çocuk, öğrenci-öğretmen ilişkisi gibi sabit olmayan ilişkiler ağında bulunabilir. Yüksek güç mesafeli kültürlerde, minnet ve itaat hakimken, düşük güç mesafesi kültürleri bunun tam tersi özelliğindedir. Kararların salt otorite figürlerince verilmediği, tartışma ortamına katılımın yada söz sahibi olabilmenin yaş, tecrübe, kıdem gibi kriterlerle belirlenmediğini görürüz. Bu kültürler de hesap verilebilirlik, şeffaflık temel ilkeler arasındadır ve fikir ayrılıkları daha kolay dile getirilir. Amerika, Danimarka, Hollanda gibi ülkeler düşük güç mesafeli kültürlerlere örnek verilirken, Japonya, Çin, Nijerya, gibi ülkeler yüksek güç mesafeli kültürlere örnek veriliyor. Bu noktada Türkiye’nin yüksek güç mesafesi kültürüne yakın olduğunu tahmin etmek zor değil. Ancak, bahsedilen iki farklı derecedeki güç mesafesi kültürleri, güç ilişkilerinin; statü, eşitsizlik gibi ögelerin varlığının kabulünden hareket ettiğini de hatırlatalım.

Çevrimiçi toplantılarda güç mesafesi

Asıl mesele, güç mesafelerinin, çevrimiçi toplantılarda bariz bir biçimde ortaya çıkması. Özellikle toplantıya nasıl başlanıldığından bitimine, kimlerin söz sahibi olabildiğine, iş dışı muhabbetin kimlerin arasında geçtiğine ya da hiç geçemediğine kadar kendini gösteren ilişkiler bütününden bahsediyoruz. Toplantı başlarken direkt konuya mı giriyoruz yoksa ufak bir selamlaşma turu mu yapıyoruz? Toplantı sırasında çalışanların sözü sık sık kesiliyor mu yoksa çalışanlar rahatça kendini ifade edebiliyor mu? Evet/ Hayır öbeğini ayrı ayrı hangi sıklıkla duyuyoruz? Ya da bu öbeklere alternatif seçenekler kullanıyor muyuz?

 Toplantı sırasında, nerede oturduğumuza ve konumlandığımıza kadar giden temel ipuçlarını kaçırmamak gerekiyor. Blog platformu Medium’da Dean Foster konuyla bağlantılı olarak yazdığı yazıda çevrimiçi toplantılarda zaman oryantasyonunun kültürlere göre farklılık gösterdiğine dikkat çekiyor.  Bilindiği gibi, çevrimiçi toplantılar çoğunlukla belirlenen süre diliminde hedef odaklı ilerlediğinden, hatta bazı platformlarda süreyi geçtiğiniz anda yeni bir toplantı ayarlamak zorunda kalıyorsunuz. Bu noktada zaman kavramından kültürlerin ne anladığı, çevrimiçi toplantılarda zamanın nasıl yönetildiği devreye giriyor. Foster bu durumu şu sözlerle açıklıyor:

Fransa, Belçika, İtalya, birçok Latin Avrupa ve Latin Amerika kültürü gibi kültürler, önemli içeriklerinin açık, tümdengelimci bir mantıkla organize edilmesini ve ayrıntıların reddedilemez bir şekilde gerekçelendirilmesini ister. Birleşik Krallık, ABD, Avustralya / Yeni Zelanda, Singapur, Hindistan gibi diğer kültürlerde, içerik önceden belirlenmiş bir sonucu desteklediğinde daha rahattır. Diğer bir deyişle, tümdengelimci kültürlerin genellikle sonucunuza ulaşmak için kullandığınız süreci bilmeleri gerekir; tümevarımsal kültürler tipik olarak sadece ulaşmaya çalıştığınız sonucu bilmek isterler ve sonra ona ulaşmak için olası yollar üzerinde çalışırlar.

Dean Foster

İş dışı sohbetin sonu

İki insan yüzü görüyorduk diyerek, iş dışı sohbetin çevrimiçi ortamda gerçekleşmemesine üzülen ve özleyen de var. Çevrimiçi toplantılar sayesinde işimizi daha verimli, kısa, hızlı ve ulaşım sorunu olmadan yapıyoruz diyen de. Genellikle işe giriş çıkışlar ve yemek molaları gibi periyodlarda yapılan sohbetlerin, çevrimiçi toplantılarda bireyler arasında nasıl yürütüleceği merak edilen konulardan biri.

İş dışı muhabbetlerimizin başlangıç noktası ve bir parçası da selamlaşma. Türkiye’de hal hatır sorma dediğimiz çoğunlukla dokunma eylemiyle taçlanan tokalaşma, öpüşme, el sıkışma, omza dokunma gibi davranışlar içinde bulunduğumuz kültürün de büyük ölçüde ögeleri. Hali hazırda selamlaşma biçiminin uzaktan olduğu Tayland, Hindistan ve Tibet gibi örnekleri çoğaltabileceğimiz kültürlerin aksine jest ve mimiklerimizi daha fazla kullanıyoruz.

Özellikle bu dönemde şahit olduğumuz vücut dilinin çevrimiçi toplantılara yansıması hazin oldu çünkü kamerayı kapattığımızı varsayarak verdiğimiz reflekslerin görünmediğini düşündük, karşı tarafla iletişime geçerken kameradan kendimize baktık ve belki de sunum anında sesimiz titredi. Bunların yanında bazı avantajlar getirdi. Bunlardan biri, sunum anında doğaçlama yaparmışçasına yazılı metni bilgisayardan okuyabilmekti. Kimilerimiz daha başarılıydı, kimilerimiz bu duruma pek alışamadı hatta topluluk önünde konuşmada başarılı olduğunu bildiğimiz kişiler çevrimiçi ortamda zorluk yaşadı. Göz teması, duruş, ses gibi ögelerin önemi tıpkı topluluk önünde konuşurken olduğu gibi devreye girdi. Hatta birçoğumuz yeni girdiği işte çalışma arkadaşlarını ve yöneticileri dahi çevrimiçi toplantılarda tanıdı. 

Geçenlerde Linkedln de gezinirken gördüğüm bir eğitim başlığı geldiğimiz noktayı güzel özetlemiş. Eğitimin adı: ‘‘Dijital toplantı ve kültürü iletişim teknikleri’’. Bu noktada temel soru artık topluluk önünde konuşacağımız bir topluluk olacak mı? Eğer olacaksa bilgisayarda yazılı metni okuma kolaylığına alışmış bizleri geri dönüşte bazı problemlerin beklemesi kuvvetle muhtemel. Bu sıralar seyircisi olduğumuz ABD’de Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasında geçen başkanlık seçimlerinde dahi çevrimiçi ortamda kendini gösteren bu ögeler yeni davranış biçimleri ve kültürleri edindiğimizi gösterse de parçası olduğumuz kültürlerin çevrimiçi toplantılara yansıdığını ve yine aynı ölçüde alışabilme eşiğini de gösteriyor.

Kaynaklar

JournalofManagement-2014-Daniels-1202-29

  1. 19.Yüzyıldan 20.Yüzyıla Modern Siyasal İdeolojiler. İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2015..

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir