İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kaşmir Yolu

“Size bir itirafta bulunayım mı? Hayat boyunca benden çok daha akıllı, çok daha azimli ve hırslı birçok arkadaşım oldu. Ama galiba kimse kendine benim kadar çok güvenmiyordu. Bence bu, benim şu hayattaki en önemli artım. Başıma iş açsa da, bazen risk yaratsa da bu benim en önemli özelliğim.”

Ayşen Zamanpur, yarattığı Silk&Cashmere markasıyla Türkiye’nin en yenilikçi işkadınlarından biri. Yukarıdaki sözleriyle kendi olmanın onu nasıl farklılaştırdığını anlatıyor Kaşmir Yolu adlı otobiyografik kitabında. Genellikle beceremediğimiz konulara odaklanmak, eksiklerimizi gidermek için bütün hayatımızı uğraşarak geçirmek çok yaygın bir anlayıştır. Ancak bugün pozitif psikolojinin de etkisiyle güçlü yönlerimize odaklanmak, kendimizdeki farklılıkları ve üstünlükleri görmek ve geliştirmek çok önemli. Zamanpur’un “bu farklı, çıkıntı, insanlara değişik gelen yönlerinize sıkı sıkıya sarılın, onları korumaya alın,” demesi boşuna değil. Çünkü onları geliştirerek çok daha hızlı başarıya ulaşabiliyoruz. İdil Türkmenoğlu’nun Pozitif Yönetim adlı kitabında da aktardığı gibi, şirket ortamının olumlu detayların altını çizmesi de etkili oluyor: yemekhanede sürpriz yiyecekler, patronunuzun masanıza bıraktığı bir teşekkür notu, yüzünüzün içine bakarak “Günaydın” diyen iş arkadaşları da bizleri mutlu eden, başarının önünü açan ve ortamı keyifli hale getiren diğer ufak detaylar…

Birincilerden uzak durun… Dirsekleri tehlikelidir!

Ayşen Zamanpur, içtenlikle kaleme aldığı kitabında bazı davranışların onun için çok önemli bir kişilik göstergesi olduğundan da bahsediyor. Bir konuda gözünüzün içine baka baka laf sokanlar, bir toplantı salonunda, davette veya konferansta çaktırmadan uyanıkça insanların önüne geçerek, dirsek atarak, canla başla en ön sıralara ulaşmak isteyenler vardır. Bir de, en önde protokolde oturması gerekirken arkalarda bir koltuğa sessizce geçip oturan, daha siz ‘merhaba’ demeden güler yüzle ‘merhaba’ diyen kişiler vardır. Zamanpur, “Benim için inanılmaz bir nüanstır bu. Yüz tane referansa bedeldir. Öğretilmez. Bilinir. Birincilerden uzak durun. Dirsekleri tehlikelidir!” diyerek hırslı davranmanın nezaketin önüne geçtiğinde ticarete bile zarar verdiğini aktaran sözleri, Amazon.com’un kurucusu Jeff Bezos’un “It’s harder to be kind than clever” adlı konuşmasını hatırlatıyor. Bezos, konuşmasında dedesinin çocukken kendisine verdiği bir nasihatten yola çıkarak iş dünyasında asıl benzersiz olanın zeki olmak değil, nazik olmak olduğunu aktarıyor. Çünkü zekâ verilmiş bir şeydir, ama nezaket bir seçimdir. Birlikte çalışacağımız kişileri seçerken de doğru elektriği aldığımız kişileri öne çıkarmak doğru bir davranış olacaktır. Aynen Guy Kawasaki’nin Girişimcinin El Kitabı adlı kitabında alışveriş merkezi testiyle önerdiği gibi: Ekibinize almayı planladığınız adayı alışveriş merkezinde gördüğünüzü düşünün. Hızlıca daha o sizi görmeden uzaklaşır mısınız, yoksa yanına gider ve ‘merhaba’ der misiniz? İşte eğer ‘merhaba’ derim demiyorsanız, sakın o kişiyi işe almayın, çünkü birlikte zaman geçirmekten hoşlanmayacaksınız demektir.

Hayır, üzgünüz…

Ayşen Zamanpur, bir perakende CEO’sunun kendilerine yaptığı müthiş teklifi nasıl reddettiklerini de anlatıyor kitabında. Tek koşulu “Silk&Cashmere x markası için üretti” denmesi olan teklifin üretimlerini yaklaşık yüzde 30 artıracağı halde reddettiğini, çünkü yün ve sentetik kullanarak üretilmesinin istendiğini aktarıyor. Kâr yapmak bir şirketin tabii hedefidir ancak sadece bu amaç doğrultusunda hareket etmenin marka değerine çok zarar vereceğini savunan Zamanpur’un şu sözleri Ali Saydam’ın Vazgeçmek Özgürlüktür kitabını bize hatırlatıyor: “Hayatta bazen evetlerimiz kadar hayırlarımız da önemli… Yaptıklarınız kadar yapmadıklarınız da belirliyor markanızı ve sizi… Bazen girdiğiniz satış noktaları kadar, girmedikleriniz de yüceltebiliyor markanızı…”

Kurumsal olmazsa, durumsal çözerim

Günümüzde kurumsallık şirketler tarafından yoğun şekilde benimseniyor. Ancak kimi “işinin başındaki” girişimci, detaylara olan hâkimiyetini kaybetmek istemediğinden, vitrinden, stoklara, müşteri ilişkilerinden ürün tasarımına her alanda yönetim kuruluna gitmeden hızlı çözüm üretmeyi ve elini taşın altına sokmayı tercih ediyor. Bununla ilgili örnek aldığı bir hatırayı paylaşıyor Ayşen Zamanpur: “Özel bir davetle Donna Karan’ın bir defilesine gitme şansım olmuştu. Çevresinde iki yüz kişilik organizasyon ekibi vardı. Müthiş bir kadın, o ne isterse yapıyorlardı, parmağını kımıldatması yetiyordu aslında. Ama defile arkasında şunu gördüm: İmparatoriçe eğilmiş, mankenin eteğini teyelliyordu.

O yapıyorsa ben haydi haydi yaparım diye kendimi avuturum, fazla abarttığımı düşününce… Kim oluyoruz ki onun yanında?”

Bu yazı daha önce Dünya gazetesi kitap ekinde yayımlanmıştır.

Kitabı satın almak için tıklayın: https://www.humanistkitap.com/urun/kasmir-yolu

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir