İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Geldim, Gördüm, Okudum

Eğitim, hayata gözlerimizi açtığımız andan itibaren başlayan bir süreçtir. Etrafımızdaki nesneleri ve sesleri anlamlandırma çabamız ise bizim ilk öğretmenimizdir. Bilinçsiz ve içgüdüsel olarak başlayan bu süreç bir merdiven gibi adım adım yükselen bir birikim haline gelir.

Formal sayılabilecek ilk eğitim kurumu olan Sokrates’in Akademi’si ile eğitim kendini yeniden tanımlamıştır. Akademi’den bugüne toplumun ihtiyaçları neticesinde her seferinde kendini yeniden tanımlayan eğitim, modern çağa gelindiğinde kişinin toplumsallaşmasının kazandığı önem ile sistemin en önemli dişlisi haline gelmiştir.

Eğitim, insanın hayatı ve dünyayı daha iyi algılamasını sağlayacak apparatuslar geliştirerek süreci daha verimli ve yaygın hale getirmiştir. Bu aygıtlar ile insanlar hayatı, toplumu ve sosyal ilişkileri daha rahat tanımlar hale gelmiştir. Bu tanımları inşa eden aygıtların yaygınlaşması ise gerçek kabul tanımlara ve ortak hikayelere inanan insan yığınlarını oluşturmuştur. Bu tanımlar bugün devlet, din, para, milliyetçilik olarak hayatımızı çevrelemiştir.

Tarihi Değiştiren “Medium”

Kitap, özellikle 16. ve 17. Yüzyıllarda Avrupa’da yaygınlaşması ve baskı tekniklerinin gelişmesi ile ortak bir hikâyenin inşasında önemli bir rol oynadı. Kitap daha önce başka bir medium’dan aldığı bayrağı bugün yine başka bir medium’a teslim ediyor olsa da aradan geçen dört yüzyılda topluma bir armağan bıraktı: Okuryazarlık. Modern devlet, eğitim sistemleri vb. yapılar ile toplumun büyük bir çoğunluğunu nitelikli işçi olarak yetiştirmek hedefiyle çıktığı yolda başarılı olmuşa benziyor. Modern dünyada neredeyse tüm ülkelerde okuryazarlık oranları %95’in üstünde. Günümüz şartlarında okuryazar olmayan birinin hayatını devam ettirebilmesi ise oldukça güç. Modern dünyanın garanti görülen bu özelliği 2010 yılında Birleşmiş Milletler tarafından hesaplanan İnsani Gelişmişlik Endeksindeki kriterlerden biri olmaktan bile çıkarıldı. 

Derin Okuma

Aslında bu kavram bizim karşımıza geçmişin bir hayaleti olarak çıkıyor. Teknoloji ve modern hayatın getirdiği hız, genel anlamda okuma ile aramızdaki ilişkiyi bozdu. İnsanların ilgi ve konsantrasyonları çok kısa sürede dağılırken uzun metinler ve kompleks cümleler hayatımızdan çıkmaya başladı. Hatta hızlı okuma gibi yeniden üretimler ve yeni nesil ihtiyaçlara göre yeni tanımlar yapılmaya başlandı. Derin okuma ise bu sürecin anti tezi olarak doğmuş bir akım. Daha yavaş, notlar alarak, tekrarlanarak ve zevki çıkarılarak yapılan okumalara derin okuma deniyor. Akımın özü aslında kitabın az ve hatta kutsal olduğu dönemde yapılan okumalara gönderme aslında.

Etken Okuma

Derin okumanın temelinde bildiğimiz anlamda okumanın edilgenliğine bir tepki de yatıyor. Okuma sürecini daha etken bir hale getirmeye çalışan bu akım, okunan kitabın yazıldığı tarih, yazarın hayatı, kullanılan üslup, alt metinler, kullanılan metaforlar gibi birçok farklı alanda incelenmesini içeriyor. Okur bu inceleme sırasında yazarın ne anlattığına ve nasıl anlattığına dair süreçlere hâkim olma çabası içerisine giriyor. Sosyoloji, tarih, felsefe ve siyaset gibi farklı disiplinlerden kaynakların ve bilgilerin kullanılması gereken sürecin sonunda klasik kitap okuma süreci bambaşka bir “deneyim” olarak karşımıza çıkıyor. 

Kâğıt vs. Ekran

San Jose Üniversitesinde yapılan çalışmaya göre; nörolojik olarak kâğıt ve tablet üzerinde yapılan okumalar birbirinin aynısı değil. Ekran üzerinde okuma yaparken beynimiz doğrusal olmayan bir okuma yaparak beynimizin derin yani yoğunlaşarak okuma yapan kısmını kapatıyor. Araştırmayı yöneten bilim insanı Maryanne Wolf kendisi ile yapılan bir röportajda bu konudan şu şekilde bahsediyor:

 “İnternet yüzünden aptal olacağımız konusunda endişe duymuyorum. Ama sonradan kazanılmış değerli derin okuma yeteneğini kullanamayacağımız konusunda endişeliyim çünkü çok fazla simülasyona maruz kalıyoruz. Bence sorunun özü de bu.”

Kısıtlı Konsantrasyonun Doğru Kullanım Rehberi

Özellikle derin okuma tekniğinin Z jenerasyonu için büyük bir fırsat olduğunu söylemek mümkün. Ekranlarla olan ilişkileri ve sosyal yapılarının sonuçları olan konsantrasyon ve dikkat eksikliği bu jenerasyonun bilgi ile olan ilişkisini bozdu. Elbette her yeni jenerasyon kendi eğitimini kendi ihtiyaçlarına göre yeniden tanımlıyor ama uzun, kompleks süreçler ve derin okumalar hala bilginin en önemli anahtarı.  

REFERANSLAR:

https://www.pri.org/stories/2014-09-18/your-paper-brain-and-your-kindle-brain-arent-same-thing

https://www.maryannewolf.com

http://fno.org/mar97/deep.html

https://tr.lifehackk.com/62-what-is-deep-reading-1690373-7074

https://www.greelane.com/tr/beşeri-bilimler/ingilizce/what-is-deep-reading-1690373/

https://alfaloji.org/konu/derin-okuma-deep-reading-kucuk-ama-onemli-bir-detay.6477/

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir