İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

E-ticaret devi Alibaba hedef tahtasında

Amerika’nın, Çin merkezli teknoloji şirketlerine yönelik ambargo girişimine bir yenisi daha eklendi. Bu seferde gündemde, e-ticaretin dev isimlerinden, Çin merkezli şirket Alibaba Group var. Şirketin kurucu koltuğunda oturan Jack Ma’nın, Trump’la arkadaş olduğunu biliyoruz hatta Jack Ma Foundation pandemi nedeniyle Amerika’ya yardım kiti göndermişti. Peki bu arkadaşlık olası bir ambargo hamlesinin tehlikesi altında mı?

Arka Plan

Köklerinin İkinci Dünya Savaşı’na kadar uzandığı, Soğuk Savaş dönemiyle bugüne kadar taşınan ikili ilişkileri, ideolojik temelli yol ayrımlarının belirlediği az çok hepimizin bildiği bir gerçek. İki ülke arasındaki kutuplaşma hali, aynı zamanda ekonomik alanda benimsenen çatallaşmanın esas motivasyonlarından. Diplomatik, ticari, siyasi ve teknolojik sahada süregelen mücadeleleri bu eksende okumak tartışma hattını anlamak için de bir o kadar önemli. Bir yanda karma ekonomik model dediğimiz, temelinde serbest piyasa ekonomisi olan ve devlet müdahalesinin görece birlikte yürüdüğü ekonomik sistemle Amerika, bir yanda devlet tekelinin fazla hissedildiği sosyalist pazar ekonomisinin hakim olduğu Çin. Ne kadar iki ayrı model desek de küreselleşmeyle birlikte, türlü geçirgenlikler ve benzerlikler barındıran post-ekonomik modeller bütününden bahsetmek mümkün.

Gerilim hattı

İki ülke arasındaki gerilim hattının başlangıç noktası, Amerika’da Temsilciler Meclisi tarafından çıkartılan oy tasarısıyla başladı. Bu tasarı, ABD’de hükümet ve kamu yetkilileri tarafından kullanılan cihazlarda, Çin merkezli uygulama TikTok’un indirilmesini yasaklayan bir tasarıydı. Bunları Huwaei’nin yasaklanması ve 5G tartışmaları izledi. Taraflar birbirine davalar açtı, elçilikler kapandı. Huwaei şirketinin kurucusunun kızı Mali İşler Direktörü Meng Wanzhou, ABD tarafından İran’a yönelik yaptırımları delmekle suçlanarak tutuklanmıştı. Ardından, Çin merkezli popüler uygulama WeChat’in yasaklanması ve dünya genelinde iki milyardan fazla indilirilen TikTok’un Amerika pazarında yasaklanmasına ilişkin ilk hamle geldi. Tüm bunlar iki iki ülke arasındaki ilişkileri çıkmaza sokarken, Çin merkezli uygulamaları yasaklama girişimi sadece Amerika’yla sınırlı kalmadı. Hindistan uygulamayı tamamıyla yasaklayan ilk ülkeydi.

Veri güvenliği meselesi

Trump’ın ve ABD yetkilerinin argümanlarını; veri güvenliği, fikri mülkiyet ve casusluk suçlamaları oluşturuyor. Tartışmalarda öne çıkan isim hiç kuşkusuz ABD Dışişleri bakanı Mike Pompeo. Tüm bu tartışmalar yakın gelecekte gündemimizden kolay kolay düşmeyecek ‘‘veri güvenliği’’ meselesiyle yakından bağlantılı. Amerika için ulusal güvenlik halini alan olaylar silsilesi karşısında, Çinli yetkililer, ABD’nin pazarı domine etmek istediğini, diğer ülkeleri de bu yönde etkilediğinden yakınıyordu. Aynı zamanda, veri aktarımının Çin devleti, ordusu ve Çinli şirketlerle yakından bağlantısına dair suçlamaları da reddetmeye devam ediyor. Sonunda, suni bir tartışma halini alan bu kutuplaşmada, her iki tarafında argümanlarla desteklediği somut kanıtları da göremiyoruz.

İki ülkenin yılan hikayesine dönen ilişkisine son günlerde, TikTok’un replikası olma özelliğini taşıyan Instagram’ın Reels özelliğiydi. Şimdilik, TikTok’un çatı şirketi de olan ByteDance’ın, Microsoft’a satılması şirketin Amerika’da etkinlik göstermesinin tek yolu gözüküyor. Uygulamanın Amerika pazarındaki taliplisi tek değil, yazılım şirketi Oracle ABD başkanı Trump’ın desteğiyle, video oluşturma platformunun taliplisi. Video platformu TikTok’un önemi, platformun en çok kullanımının sırasıyla Hindistan ve sonra Amerika’nın gelmesi. Bu markanın küresel kimliği imajı için hem de iki ülkenin nüfusu hesaba katıldığında büyük bir pazar demek oluyor. Bu listenin üçüncü sırasında ise Türkiye var. Veri güvenliği meselesi yalnızca Çinli TikTok’u da ilgilendirmiyor, Amerikalı teknoloji devlerinin de veri güvenliği konusunda defterlerinin kabarık olduğunu belirtmek gerek. En yakın örneklerden biri Cambridge Analytica meselesi. Örnekler çoğaltmak mümkün ancak bu verilerin niye, nasıl ve hangi motivasyonlarla kullanıldığı ve işlendiği, veri güvenliğini ulusal güvenlik raddesine getirenin ne olduğu aydınlatılması gereken konulardan sadece biri.

Ambargonun e-ticaret kanadı Alibaba

Reuters’ın haberine göre Alibaba’nın Amerika pazarındaki etkinliğinin sona erme olasılığı şirketi etkilemeyecek çünkü şirketin Çin dışındaki satışlardan kazandığı gelir sadece yüzde yedi. Şirketin ana pazarı halihazırda Çin olduğunu düşünenler aynı zamanda Amerika’nın bu hamlesinin, büyüme potansiyeli olan şirketin önüne set çekebileceğini de belirtiyor. Yine de ABD’de e-ticaret dendiğinde akla gelen ilk isim Amazon olduğunu tahmin etmek zor değil. Asıl meselenin, e-ticaret şirketlerinin de içinde bulunduğu bulut bilişim hizmetlerinde yaşanması, öngörülen senaryolar arasında.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir